DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 35°C
Sıcak

ÖNCE İNSANLIK!

Ayşe Gültutan
23.12.1997 tarihinde Hatay’ın Antakya ilçesinde doğdum. İlköğretimime İffet Zübeyr Göçmen İlkokulunda başladım. Ardından birkaç okul değişikliği sonunda Vali Teoman İlkokulundan mezun oldum. Daha sonra eğitimime Habib-i Neccar Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde devam ettim. Liseden mezun olduktan sonra Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yerleştim ve 3.sınıf olarak öğrenimimi sürdürmekteyim. Aysegultutan97@gmail.com
26.01.2020
A+
A-

Yürüyorsunuz ve yolda duran birinden müsaade isteyeceksiniz; bunu nasıl yaparsınız?  Karşınızdaki kişinin ırkına göre değil de yaşına ya da cinsiyetine göre bir hitap ile müsaade istersiniz, öyle değil mi? Sıradan bir gün, işe ya da okulunuza gidiyorsunuz, birine zarar geldiğini gördünüz; ırkına göre mi muamelede bulunursunuz yoksa koşarak yardım mı edersiniz?

Yolda yürürken müsaade isteyeceği kadına ‘‘Suriyeli, kenara çekil!’’ diyen; durakta tam inecekken otobüsün hareket etmesiyle sürüklenen bir kadına “Suriyeli zaten bir şey olmaz.” deyip gülen insanlara ne diyeceğiz? Bu cümlelerde takıldığınız şey “Suriyeli” kelimesiyse ne acı… Herkes herkesi sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Gördüğümüz bu tarz tutumlar saygımızın ve insanlığımızın eksildiğini gösteriyor, başka bir açıklaması olamaz.

***

Irkçılık ve ayrımcılık… İnsanın insana yaptığı en büyük zulüm!

Dünyada var olan savaşların, acıların, katliamların temeli de buna dayanmıyor mu zaten. İnsanların kendi dinleri ve ırkları dışındaki insanlara eziyetini şikâyet ediyoruz da sadece Suriyeli olduğu için bir çocuğu kendi çocuğumuzdan uzak tuttuğumuz da, hor gördüğümüz de o, bizi kime şikâyet edecek? Her toplumda iyi var, kötü var. Bu denge çok da değişken. Kötülüğü iyiliğe mal etmek yerine iyiliği kötülüğe mal ediyoruz. Hangimiz inkâr edebiliriz sokakta yatan, aç kalan çocukların olmadığını. Tamam, onun ırkından olan bazı insanlar rahat yaşıyor, hiç etrafına yardım etmiyor, rahatça geziyor da olabilir. Biz kendi insani sorumluluklarımızı yerine getirmekle mükellefiz, başkasının insanlığını sorgulamakla değil. Yani bunun aynı ırkta olmakla da ilgisi yok, insanlıkla ilgisi var!

Biz Suriyelileri doyurmak zorunda değiliz diyenler, kendi ülkesindeki açları doyuruyormuş gibi konuşuyor da ülkemizde hala yiyecek ekmeği olmayanlar yok mu? Biz aç yatan her çocuktan mesulüz, biz eve yiyecek ekmek getiremediği için gözü yaşlı olan babalardan sorumluyuz, sokaklarda aç çocukları için ekmek toplayan annelerden sorumluyuz. Açlığın ırkı yok, acının ayrımı yok. Bunları var sayanların da insanlığı yok…

Biz insanız ve bizi insan yapacak her şeyden sorumluyuz. Bizi biz yapan bu sorumlulukla diğer türlerden farklıyız. Bu farklılık için çabalamak ümidiyle…

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
6 Ocak 2020
12 Kasım 2019
23 Şubat 2020
21 Kasım 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.